10 Temmuz 2015 Cuma

Uzun lafın kısası

OKaç günü kaç günün arkasına ekledim beklerken buradan kim bilir nerelere yol olur. 
İki kelimeyi büyüttüm içimde ama dedim kalsın böyle. Hiç kimseye artısı olmayacak şeylere eksildim belki ama vazgeçemem sandım ölsem bile. En çok vazgeçemem sandığım şeylerden en önce vazgeçtim. O şiddetli gelen taşmanın ardından hiç kalmadı içim. Hiç gelmeyecek yazların hayalini kurdurdular bana, bende 12 ay kara kış, söyleyemedim. Başka bir gezegene taşırdım kendimi isteselerdi, böyle bir mevzunun kelimesi dahi geçmedi.

İçimdeki çiçek bahçelerini ezip geçtiklerinde anlamıştım vazgeçebileceğimi kapıdan. Bütün kapılara duvar ördüm. Ben sanki bir yerin kestirme yoluydum, bu hisle iyi bile idare ettim. birileri ezerken çiçekleri, sırf kendi gidecekleri yer buradan daha yakın diye, ben kenarda fırsatını kolladım gel şöyle otur demenin. Gel şöyle otur demeler bitirmezdi de beni, gelip şöyle oturmamaları bakın bu içimi delik deşik etti. İki  seni seviyorumun belini kıracaktık oysa karşılıklı, benim kalbimi değil.

önce güldüm ama sonra kızdım hep, bu asla değişmedi. Önce sevdim ama sonra daha çok sevdim hep, bu asla değişmesin. Her dayanmanın eşiğini zorladım, pişman değilim ama en büyük düşmanıyım kendi geçmişimin. Susmak  beni bitirdi ama konuşmak da dolaylı olarak yolun en sonunda yine beni bitirdi yemin ederim anlamadım düzenin derdini. Uzun lafın kısası, çünkü uzun lafın kısaları kaldı bana bir tek, vazgeçtim.

öyle ya da böyle, iyi ya da kötü, seve seve ya da sike sike vazgeçtim. Bunu  asla yapamayacağını düşünenlere iyi dileklerimi sunarım, yerlerse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder